Vasiyetnamenin geri alınması, TMK md. 542 ile md. 544 hükümleri arasında düzenlenmektedir. Bu düzenlemeye göre vasiyetnamenin; yeni bir vasiyetname ile açık veya örtülü olarak geri alınması, vasiyetnamenin yok edilmesi ya da vasiyetname ile bağdaşmayan bir tasarruf işlemi yapılması yolu ile geri alınması mümkündür.

Kanunda ayrıca vasiyetnamenin geri alınmasının yanında, vasiyetnamenin ortadan kalkmasına ilişkin başka düzenlemelere de yer verilmektedir. Bunların başında vasiyetnamenin yok olması gelirken diğerleri de; boşanma ve evliliğin butlanı, bir aylık sürenin geçmesi ile sözlü vasiyetnamenin ortadan kalkması ve atanmış mirasçı veya miras alacaklısının miras bırakandan önce ölmesi olarak sayılabilir.

Vasiyetnamenin ortadan kalkması konusunda yargı kararlarına yansıyan ve doktrinde de tartışmalı olan konular ise; resmi senet niteliğindeki resmi vasiyetnamenin nasıl geri alınacağı ve vasiyetnamenin geri alınmasının geri alınması durumunda, ilk vasiyetnamenin canlanıp canlanmayacağı konularıdır.

GİRİŞ

Her ne kadar vasiyetnamenin geri alınmasına ilişkin kanun maddelerinin kenar başlığı "vasiyetten dönme" ise de, bu tabir doktrinde pek kabul görmemektedir. Şöyle ki; öncelikle vasiyet, belirli mal bırakma için kullanılan bir terim olup; maddede kastedilen belirli bir malın bırakılması değil, vasiyetname düzenlenmesidir. Ayrıca yine kanunda tercih edilen "dönme" terimi, karşılıklı borç doğuran sözleşmeler için kullanılmakta olup; tek taraflı işlemlerde bunun karşılığı olan "geri alma" terimi doktrinde tercih edilmektedir.

Miras bırakanın mal varlığına ilişkin son isteklerini, vefatı üzerine hüküm doğurmak üzere aktardığı vasiyetnameler, tek taraflı ölüme bağlı tasarruflardır. Tek taraflı bir hukuki işlem olması sebebiyle vasiyetnamenin geri alınması, miras sözleşmesinden farklı olarak yine tek taraflı irade beyanı ile ve her zaman mümkündür. Bu haktan feragat edildiği yönündeki bildirimlerin ise hukuki değeri yoktur.

A) VASİYETNAMENİN GERİ ALINMASI

1. Vasiyetnamenin Açıkça Geri Alınması

TMK md. 542 uyarınca miras bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak, önceki vasiyetnameden her zaman dönebilmektedir. Burada kanun koyucu her ne kadar vasiyetname demekte ise de, miras sözleşmesi gibi diğer ölüme bağlı tasarruflar ile de vasiyetnamenin geri alınması mümkündür. Vasiyetnamenin açıkça geri alınmasında, sonraki ölüme bağlı tasarrufta öncekinden dönüldüğü açıkça ifade edilmektedir. Sonraki ölüme bağlı tasarruf da yine ölüme bağlı tasarrufun şekil ve ehliyet şartlarına tabidir ve bu şartlara uyulmadığı takdirde yani el yazılı, sözlü veya resmi şekilde şekilde yapılmadığı takdirde, iptal yaptırımına tabi olacaktır. Ancak önceki vasiyetnamenin yapıldığı şekilde yapılması bir zorunluluk değildir. Yani resmi vasiyetnamenin, el yazılı vasiyetname ya da geçerli bir miras sözleşmesi yoluyla geri alınması mümkündür.

Vasiyeti geri almanın geri alınması durumunda, ilk geri alınan vasiyetnamenin geçerlilik kazanıp kazanmayacağı konusu doktrinde tartışmalıdır. Türk ve İsviçre hukukunda bu konuda bir yasal düzenleme olmadığı için, somut olaya göre miras bırakanın iradesinin yorumlanması ve gerçek dileğinin tespiti gerekmektedir. Doktrinde bir görüş, ikinci vasiyetnamenin içeriğinin önem arz ettiğini, yalnızca ilk vasiyetnamenin geri alınmasına ilişkin bir beyan içeriyor olması ve geri alınması durumunda, ilk vasiyetnamenin canlanacağını; aksi takdirde yani ilk vasiyetnamenin geri alınması dışındaki hususlara da yer verir nitelikte bir vasiyetname söz konusu olması durumunda ise, ilk vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün ortadan kalkmayacağını kabul etmektedir.

Miras bırakanın iradesi konusunda şüpheye düşülmesi durumunda doktrinde KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, DURAL/ÖZ ve İMRE/ERMAN tarafından da kabul edilen ağırlıklı görüş ve Yargıtay; İsviçre Federal Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımını desteklemekte ve eski vasiyetnamenin canlandırılması yerine, yasal mirasçılığın devreye girmesi gerektiğini savunmaktadır. Nihayetinde miras bırakanın iradesi, şayet ilk vasiyetnameyi canlandırmak yönünde olsaydı; ilk vasiyetnameyi geri alma iradesini içerir ikinci vasiyetnameyi yeni bir vasiyetname ile geri almak yerine, yok etmeyi tercih edeceği burada göz önünde bulundurulmaktadır.

SEROZAN ve ENGİN ise miras bırakanın iradesinin yorumunda tereddüt halinde, yasal mirasçılık düzeni yerine ilk vasiyetnamedeki iradi mirasçılık düzeninin, yani ilk vasiyetnamenin ihyasının istenmiş olduğunun karine olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. İkinci vasiyetnamenin geri alınması yerine yok edilmesi durumunda ise ilk vasiyetnamenin geçerlilik kazanacağının tartışmasız kabul edilmesi gerektiği iddia edilmektedir. Yargıtayın ise yasal mirasçılığa dönülmesi gerektiğini kabul eder bir çok kararı olmasına rağmen, aksine işaret eder herhangi bir kararına rastlanmamaktadır.

Son olarak vasiyetnamenin kısmen geri alınması mümkündür.

2. Vasiyetnamenin Örtülü (Zımnen) Geri Alınması

a) Ölüme Bağlı Tasarruf ile Vasiyetnamenin Geri Alınması

TMK md. 544 uyarınca, miras bırakanın, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yapması durumunda, yeni vasiyetname, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, öncekinin yerini almaktadır. Burada yeni bir ölüme bağlı tasarruf ile vasiyetname açıkça geri alınmamakta ancak vasiyetname ile bu yeni ölüme bağlı tasarruf arasındaki çelişki dolayısıyla miras bırakanın iradesinin, öncekini geri almak yönünde olduğu anlaşılmaktadır.

Şayet çelişki yoksa, Roma Hukukundaki birden fazla vasiyetname bulunması yasağının aksine, modern hukukta bu vasiyetnamelerin birbirlerini tamamladıkları ve ilk vasiyetnamenin geçerliliğini koruyacağı kabul edilmektedir. Burada yine miras bırakanın iradesinin yorumlanması ve gerçek dileğinin tespiti gerekmektedir. Miras bırakanın eski vasiyetnameyi geri almak istemediği yönündeki iradesinin, sonraki vasiyetnameden anlaşılabileceği gibi, vasiyet dışı araç ve belgelerle ispatı da mümkündür. Şüphe halinde ise, Türk ve İsviçre hukukunda tamamlayıcı hukuk kurallarından "şüphe karinesi" esas alınmakta ve aksi açıkça anlaşılmadığı ya da ispat edilmediği sürece, ilk vasiyetnamenin geri alındığı kabul ve farz edilmektedir. Burada ispat yükü, aksini iddia edendedir. Fransız ve Alman hukukunda ise tam tersine, açıkça çelişkili olmadığı sürece vasiyetnamelerin birbirini tamamladığı ve ilk vasiyetnamenin geçerliliğini koruyacağı kabul edilmektedir.

Doktrinde bir diğer tartışmalı konu ise aynı düzenleme tarihine sahip, hangisinin daha sonra düzenlendiği tespit edilemeyen vasiyetnameler söz konusu olduğunda nasıl bir yol izleneceğine ilişkindir. Bir görüş, her ikisinin de geçersiz sayılması gerektiğini savunurken; diğer görüş, öncelikle iki vasiyetnamenin birlikte uygulanmasının mümkün olup olmadığının incelenmesi, bundan olumlu bir sonuç alınamazsa da vasiyetname içi ve dışı olgular da göz önüne alınarak miras bırakanın gerçek arzusunu tespite çalışılması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu görüş uyarınca şüphe halinde ise, her iki vasiyetnamenin de yürürlükte olduğu kabul edilmektedir. Son bir görüş de, birbiri ile uyumlu hükümlerin geçerliliğini, çelişen hükümlerin geçersizliğini savunmaktadır. Ölüme bağlı tasarrufların, mümkün olduğu ölçüde ayakta tutulmasını ve bu suretle miras bırakanın iradesinin gerçekleşmesini sağlamayı amaçlayan "favor testamenti prensibi" de bu yaklaşımı desteklemektedir.

b) Sağlar Arası Tasarruf ile Vasiyetnamenin Geri Alınması (Ademptio Legati)

TMK md. 544 uyarınca, belirli mal bırakma vasiyeti, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, miras bırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkmaktadır. Buradaki belirli mal, parça borcunu ifade etmektedir.

Vasiyetnamenin sağlar arası bir tasarruf işlemi ile geri alınmasından bahsedebilmek için kanunda aranan üç şart vardır: birincisi, vasiyet edilen mal varlığı değerinin parça borcu olması; ikincisi, vasiyetname ile bağdaşmayan bir tasarruf gerçekleşmiş olması; üçüncüsü ise, vasiyetnamenin yorumundan, miras bırakanın iradesinin, mal varlığından çıkan şeyin karşılığının da vasiyetname kapsamında olduğunun anlaşılmamasıdır. Örneğin miras bırakan, mülkiyetin devri yerine intifa hakkı vasiyet etmiş ise, malın tasarruf edilmesi vasiyetname ile bağdaşmaz olarak kabul edilemeyeceği için, vasiyetnamenin geri alınması da söz konusu değildir. Ya da vasiyetnameden, tasarruf edilen bu malın bedelinin miras alacaklısına verilmesi yönünde bir irade anlaşılıyorsa, vasiyetnamenin geri alınmasından bahsedilemeyecektir.

Doktrinde tartışmalı olmakla beraber Yargıtay, vasiyetnamenin sağlar arası tasarruf yoluyla geri alınması için, sağlar arası hukuki işlemin geçerli olması gerektiğine hükmetmektedir.

Son olarak önemle belirtmek gerekir ki vasiyetnamenin sağlar arası hukuki işlem ile geri alınması, mirasçı atanması ya da cins (tür) malların vasiyet edilmesi durumlarında söz konusu değildir. (örn: bir at, bir otomobil cins mal iken; 1980 model Ford marka aracım ve Ceyda isimli atım parça mal teşkil etmektedir.)

3. Vasiyetnamenin Yok Etmek Suretiyle Geri Alınması

TMK md. 543 uyarınca miras bırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilmektedir. Miras bırakanın, vasiyetnameyi kasti fiili ile yakması, yırtması veya okunmaz hale getirmesi durumunda, miras bırakanın iradesinin o vasiyetnameyi geri almak yönünde olduğu, her ne kadar eski MK'da düzenlenmemiş ise de; eski MK döneminde de, Yargıtay kararlarında ve doktrinde kabul edilmekteydi.

Burada önemli olan yine miras bırakanın iradesidir. Miras bırakan şayet kendi isteği ile vasiyetnameyi yırtmış ise, geride bir kopyasının kalması veya yırtılan vasiyetnamenin içeriğinin tespit edilebiliyor olması, bu vasiyetnameyi geçerli kılmamaktadır. Ancak vasiyetname bir başkası tarafından yırtılmış ise, geride kalan kopyadan veya vasiyetname dışı araç ve belgelerden, miras bırakanın iradesi tespit edilerek, vasiyetnamenin geçerliliği korunabilmektedir.

Doktrinde kabul edilen bir görüş, Alman hukukundaki düzenlemeye de paralel olarak, yırtılan vasiyetnamenin, vasiyetçi nezdinde bulunması durumunda vasiyetçi tarafından yırtıldığını kabul etmekte ve ispat külfetini aksini iddia edene yüklemektedir.

Söz konusu resmi vasiyetname olduğunda, vasiyetnamenin geri alınması için eldeki nüshanın yok edilmesinin yeterli olup olmadığı; noterdeki nüshanın nasıl yok edileceği hususları ise doktrinde tartışmalıdır. SEROZAN/ENGİN/BAĞCI, resmi vasiyetnamenin eldeki nüshasının imhasının vasiyetnameden geri alınması için yeterli olduğunu savunurken; DURAL/ÖZ, İMRE/ERMAN, ÖZTAN, miras bırakanın talebi ile noterin resmi vasiyetnameyi iade etmesi gerektiğini ancak bunun Alman Hukukundaki açık düzenlemenin bizim hukukumuzda bulunmaması sebebiyle tek başına vasiyetnamenin ortadan kaldırılması anlamına gelmeyeceğini savunmaktadır. KOCAYUSUFPAŞAOĞLU ise noterin vasiyetnameyi iadesinin mümkün olmadığını ancak miras bırakanın iradesi doğrultusunda vasiyetnameyi yok ettiğine dair bir tutanak tutmasının söz konusu olabileceğini savunmaktadır.

El yazılı vasiyetnamenin notere tevdi durumunda doktrinde tartışma bulunmamakta, noterden geri alınmak suretiyle yok edilmesine bir engel olmadığı kabul edilmektedir. Söz konusu sözlü vasiyetname olduğunda ise teorik olarak mahkemeye iletilen tutanağın yine mahkemeye müracaat yolu ile yok edilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir.

Doktrinde bir diğer tartışmalı konu ise vasiyetnamenin çizilmesi ve üzerine "geri alınmıştır" vb. bir not düşülmesi durumlarıdır. Bu hallerde yok etmenin şartlarının gerçekleşmediği kabul edilirse, kaçınılmaz olarak geri alma vasiyetnamesi hükümlerine başvurularak, vasiyetnamelerin tabi olduğu şekil şartlarına uygun biçimde en azından imza ve tarih içermeyen bir geri alma beyanı geçersiz olmaktadır. Ama yok etmenin gerçekleştiği lehinde bir yaklaşım gösterilirse, yok etme yoluyla geri alma, imza ve tarih mevcut olmasa da geçerli olmaktadır. Bu konuda doktrindeki genel eğilim, vasiyetname üzerini çizerek veya not düşerek de yok etmek suretiyle geri almanın mümkün olduğu yönündedir. Ancak bu işlem vasiyetnamenin üzerinde değil de ayrı bir kağıtta gerçekleştirilirse, yok etmeden bahsedilemeyeceği, ölüme bağlı tasarruf yoluyla vasiyetin geri alınmasının söz konusu olduğu ve bu sebeple de vasiyetnamenin geçerlilik şartlarının aranacağı konusunda tartışma yoktur.

Son olarak vasiyetnamenin kısmen geri alınması da mümkündür.

B) VASİYETNAMENİN YOK OLMASI

TMK md. 543 uyarınca, kaza, mücbir sebep sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalmaktadır. Miras bırakanın iradesi dışında vasiyetnamenin yok olması durumunda, içeriğinin tespiti için her türlü delile başvurulabilmektedir. Ancak burada delillerin değerlendirilmesi sırasında hakimin son derece dikkatli davranması gerekmektedir.

Üçüncü kişinin haksız fiili ile vasiyetnamenin yok olması ve içeriğinin de tespit edilememesi durumunda, bu sebeple zarar görenler; vasiyetnamenin yok olmasında kusuru bulunan kişilerden tazminat talebinde bulunabilmektedirler. Doktrinde genel olarak kabul edilen görüş, buradaki tazminatın vasiyetnamenin içeriğindeki kazandırmaları kapsamayacağı; ancak vasiyetnamenin içeriğinin tespiti için yapılan mahkeme vb. Masrafları kapsayacağı yönündedir.

C) VASİYETİ ORTADAN KALDIRAN DİĞER HALLER

1. Evliliğin Butlanı ya da Boşanma

TMK md. 159 uyarınca evliliğin butlanı davası sonucunda, evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Aynı şekilde TMK md. 181 uyarınca boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler. Bu hüküm boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarının davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması halinde de uygulanmaktadır.

2. Bir Aylık Sürenin Geçmesi ile Sözlü Vasiyetnamenin Ortadan Kalkması

TMK md. 541 uyarınca, sözlü vasiyetname düzenleyen miras bırakan için, sonradan diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağı doğarsa, bu tarihin üzerinden bir ay geçmesi ile sözlü vasiyet hükümden düşmektedir. Böylece iptal davası açılmasına gerek kalmaksızın, vasiyetname kendiliğinden hükümsüz olacaktır.

3. Atanmış Mirasçı veya Miras Alacaklısının Miras Bırakandan Önce Ölmesi, Mirasçılıktan Yoksun Kalması veya Mirası Reddetmesi

TMK md. 581 uyarınca vasiyet alacaklısı, miras bırakandan önce ölmüş ise, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti yerine getirme yükümlülüğü, vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan kalkmaktadır. Ayrıca kanun ile sayılmış mirastan yoksunluk sebeplerinden birinin varlığı ya da mirasın reddedilmesi durumlarında da vasiyetname, herhangi bir hukuki işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

KAYNAKÇA :

  1. Miras Hukuku - Hasan ERMAN, Zahit İMRE
  2. Türk Miras Hukuku - Prof. Dr. Fikret EREN, Doç. Dr. İpek YÜCER AKTÜRK
  3. Türk Özel Hukuku Cilt IV Miras Hukuku - Prof. Dr. Mustafa DURAL, Prof. Dr. Turgut ÖZ
  4. Miras Hukuku Ders Notları - Prof. Dr. İlhan HELVACI
  5. Vasiyetnamenin Yorumu - Mehmet Serkan ERGÜNE
  6. Vasiyetnamenin Geri Alınması - Ömer BAĞCI
  7. Miras Hukuku - Rona SEROZAN, Baki İlkay ENGİN
  8. Miras Hukuku - Prof. Dr. Necip KOCAYUSUFPAŞAOĞLU